ABD'li kuruluş NATO zirvesi öncesi Ankara'nın rotasını yazdı! 'Türkiye gibi bir ülke daha yok'

MİLLİYET.COM.TR - Dünya, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek ve 32 liderin katılım sağlayacağı NATO Zirvesi’ne kilitlendi. Amerika Birleşik Devletleri Araştırmaları Merkezi (USSC), Türkiye’de düzenlenecek tarihi zirveyle ilgili dikkat çeken bir analiz yayımladı.
Analizde, 7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nin, İttifak tarihindeki önemli bir anı işaret ettiği vurgulandı.
Zirvenin ayrıca, Avrupa-Atlantik güvenlik düzeninin derin zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleştiği de belirtildi.
Söz konusu zorluklar, Rusya’nın Batı ile olan ve Ukrayna’daki savaşın ötesine uzanan devam eden karşı karşıya gelişi, Orta Doğu’daki gerilim ve ABD’nin Avrupa’daki uzun vadeli rolüne ilişkin belirsizlik olarak gösterildi.
‘TÜRKİYE GİBİ BİR ÜLKE DAHA YOK’
Analize göre, belirtilen ‘zorluklar’ karşısında NATO üyesi devletler arasında Türkiye kadar jeopolitik açıdan kritik bir konumda bulunan bir ülke neredeyse yok.
Yazıya göre Türkiye’nin İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı üzerinden Karadeniz’e erişimi kontrol etmesi, Suriye, Irak ve Güney Kafkasya gibi çatışma bölgeleriyle sınır komşusu olması ve İttifak içindeki en büyük silahlı kuvvetlerden birine sahip olması, Ankara’yı öne çıkarıyor.
ÜYELER BAŞKALARINA SIRT DAYARKEN TÜRKİYE KENDİ VİZYONUNU İZLİYOR
USSC’ye göre birçok NATO üyesi dış ve güvenlik politikalarını Washington ve Brüksel’in pozisyonlarıyla yakından uyumlu hale getirirken, Ankara ‘stratejik özerklik’ olarak adlandırılan kendi versiyonunu izlemektedir.
Söz konusu yaklaşım, Avrupa Birliği içindeki benzer tartışmalardan önemli ölçüde farklı olarak değerlendirildi.
Türkiye’nin yaklaşımı, esas olarak ittifak yapıları içinde ABD’den kurumsal bağımsızlık aramak yerine, hem NATO içinde hem de dışında ulusal hareket serbestisini en üst düzeye çıkarmayı hedeflediği vurgulandı.
‘ANKARA, FARKLI GÜÇ MERKEZLERİYLE İLİŞKİLER KURABİLİYOR’
Giderek çok kutuplu hale gelen uluslararası ortamda Ankara’nın, farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişkiler sürdürerek kendi etkisini artırdığı ifade edildi.
‘ARTIK KENARDA DEĞİL, KİLİT NOKTADA’
Analizde, 'Ankara artık eskisi gibi İttifak’ın kenarında yer almamaktadır, aksine NATO içinde hem de kilit bir devlet haline gelmiştir' ifadeleri kullanıldı.
MOSKOVA-KİEV ARASINDA KÖPRÜ OLDU
Söz konusu yaklaşım özellikle Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde belirgin hale geldiği ifade edildi. Türkiye, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı saldırısını kınadığı ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediği ifade edildi. Türk insansız hava araçları savaşın erken aşamalarında Ukrayna savunmasında önemli bir rol oynadığı vurgulandı. Aynı zamanda Ankara’nın, Rusya’ya karşı Batı yaptırımlarına katılmaktan da kaçındığı işaret edildi.
Ayrıca Türkiye, Moskova ile Kiev arasında müzakerelerinde olduğu gibi defalarca arabulucu rolü üstlendi. Söz konusu durumların, NATO ile Kremlin arasında iletişim kanallarını açık tuttuğu ifade edildi
Analize göre Ankara’nın, NATO ile Körfez arasındaki güvenlik ve savunma sanayi iş birliğini genişletmek amacıyla ilişkileri derinleştirilmesini savunmansın beklendiği belirtildi.
TÜRKİYE’DE KENDİNİ KANITLAMIŞ AKTÖRLER: BAYKAR, TUSAŞ, ROKETSAN…
Analizde aynı zamanda Türkiye’nin ülkenin savunma sanayisinin artan kapasitesini vurgulamasının beklendiği ifade edildi. Yazıda, “Baykar, TUSAŞ ve Roketsan gibi şirketler modern askeri teknolojide önemli aktörler olarak kendilerini kanıtlamış ve Avrupa’daki NATO üyeleriyle artan işbirliği dahil olmak üzere NATO’nun endüstriyel ve teknolojik dayanıklılığına katkıda bulunmaktadır. Ankara, bu askeri-sanayi gücünü ittifak içinde vazgeçilmez bir ortak olarak konumunu artırmak için kullanacaktır” ifadeleri kullanıldı.
‘ÇOK KUTUPLU DÜNYADA ORTAK GÜÇ’
Analize göre Türkiye, Ankara’da ev sahibi olarak değil, aynı zamanda çok kutuplu dünyaya NATO’nun stratejik uyumuna bağımsız katkı sunabilen bir orta güç olarak öne çıkmaktadır.
Analize göre bir diğer önemli odak noktası Karadeniz bölgesi.
USSC’deki yazıda “Türkiye, Avrupa, Rusya ve Kafkasya arasında bir istikrar gücü olarak kendisini göstermektedir ve Karadeniz’de daha güçlü bir NATO deniz varlığı ile daha iyi koordinasyon çağrısı yapması bekleniyor” ifadeleri kullanıldı.
Ayrıca 'Türk liderliğinin', güney sınırları boyunca bulunan tehditleri Doğu Avrupa’daki tehditlerle eşit derecede önemli görmekte olduğu vurgulandı. Bu nedenle zirvenin, Türk perspektiflerinin İttifak gündemine daha güçlü şekilde yerleştirilmesi için bir fırsat sunduğu belirtildi. Bu bağlamda Ankara’nın artık İttifak’ın kenarında değil, kilit bir devlet konumunda olduğu bir kez daha vurgulandı.
