Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uzayda tarihi başarıya imza attık

Haziran 30, 2026 - 19:00
 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uzayda tarihi başarıya imza attık

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamalarda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

İnançla, azimle ve emekle çalışarak her cümlesi bilgi, tecrübe ve alın teriyle yazılmış tarihi bir başarı hikâyesine dönüştü. 32 yıllık bu mücadelenin her aşaması, aslında ülkemizde eser ve hizmet siyasetinin hangi engeller aşılarca yürütüldüğünün de hikâyesidir.

Hatırlarsanız, Türksat 3A uydusunu 2008 yılında uzaya fırlattığımızda birileri, hep yaptıkları gibi mütekebbir bir edayla yine bize sataşmışlardı. Projeyi küçümseyerek, projede eksik, hata ve kusur arayarak aslında nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi.

Geçen sene ilk yerli ve millî haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı hizmete aldık. Türksat 6A ile birlikte haberleşme uydularımızın sayısı altıya, uzaydaki uydularımızın toplam mevcudu ise ona yükselmiş oldu.

Göktürk-1 ve Göktürk-2 uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif yeteneklerini artırdık. Üç sene önce uzaya gönderdiğimiz İMECE uydusuyla görüntü çözünürlüğü, haberleşme hızı ve manevra kabiliyeti açısından yeni bir eşiği aştık.

Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz: İçinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyondur, bilgidir, veridir. İstisnasız tüm devletler, enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun bir rekabet içindedir. Sadece devletler değil, büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır.

Devletler ve şirketler arası yarışın kıyasıya yaşandığı alanların başında ise uydu teknolojileri bulunmaktadır. Türkiye olarak biz de bu yarışta hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Şu an kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Farklı ihtiyaçlarımızı giderecek olan İMECE-2 ve İMECE-3 uydularımız ile Göktürk-Y ve Göktürk-3’ün çalışmaları devam ediyor.

"SAVUNMA SANAYİ ALANINDA DÜNYDA 11.YİZ"

Savunma sanayiinde dünyanın en büyük on birinci ülkesiyiz. Diğer alanlarda olduğu gibi askerî gemi inşasında da tarihimizin en parlak günlerini yaşıyoruz. Bugüne kadar dünyanın dört bir tarafına 140’ın üzerinde deniz platformu ihraç ettik. Şu anda elliden fazla savaş gemisi tersanelerimizde imal ediliyor.

20 Haziran’da Türk denizciliğinin eriştiği gurur mertebesine bir kez daha şahitlik ettik. İstanbul’da düzenlediğimiz törende, kendi kabiliyetlerimizle geliştirdiğimiz Kam Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetleri’ne teslim ettik. Aynı törende Koçhisar açık deniz karakol gemimiz de donanmamızın envanterine dâhil oldu.

Böylelikle tarihimizde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç ettik. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.

POLONYA İLE 15 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ HEDEFİ

23 Haziran’da külliyemizde misafir ettiğimiz Karol Nawrocki ile savunma sanayi alanında iş birliği dâhil pek çok konuyu görüştük. Daha önce belirlediğimiz 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize zaten ulaşmıştık. Yeni hedefimizi ise 15 milyar dolara çıkardık. Müteahhitlik firmalarımız, Polonya’da 9 milyar dolar değerinde proje üstlendiler.

Rusya - Ukrayna ve İran krizini ele aldık. Her iki sorunun da adil bir barışla sona ermesi gerektiğine işaret ettik. Filistin’i tanıyan ülkelerden biri olan Polonya’nın iki devletli çözüme desteğini önemsiyor, bunun güçlenerek devam etmesini bekliyoruz. Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Biz, tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük bir milletin mensuplarıyız. Asırlar boyunca düşenin elinden tuttuk, başı dara girenin imdadına koştuk, ülkemize sığınanlara kapılarımızı açtık.

Ellerinde çoğu çocuk ve kadın, 73 bin masum Gazze halkının kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarına zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır, ne katliam vardır, ne zulüm ne de sömürgecilik vardır. Bizim binlerce yıllık şanlı tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır. Dinine, kökenine, kimliğine bakmadan tüm mazlumlara el uzatma vardır. İspanyol Engizisyonu’ndan ve Holokost’tan kaçanlara sahip çıkma erdemi vardır.

Şunu bir kere daha açıkça ifade etmek isterim: Kökenimiz, mezhebimiz, meşrebimiz, hayat tarzımız farklı olabilir. Ama biz 86 milyon olarak hepimiz aynı devletin vatandaşıyız, aynı milletin fertleriyiz, aynı vatanın evlatlarıyız. Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz.

"ADIMIZ NE OLURSA OLSUN SOYADIMIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'DİR"

Bin yıllık kardeşliğin örselenmesine yaralanmasına izin vermeyiz. Her zaman söylüyorum: Adımız ne olursa olsun, soyadımız Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren hiçbir insanımızı diğerinden ayırmadık. Bilhassa Alevi canlarımızla çok yakından ve samimiyetle ilgilendik. Cumhuriyet tarihinde daha önce hiç atılmayan, gündeme dahi gelmeyen reformları biz hayata geçirdik. Herkesin kendi kimliğini ifade etmesinin, kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını, kendi inancını özgürce yaşamasının önünü açtık.

2022’de kurduğumuz Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile çok önemli bir ihtiyacı kurumsal anlamda gidermiş olduk. Başkanlığımız, ülkemiz genelindeki 1.134 cemevinin aydınlatma giderini karşılıyor. Son üç yılda 695 cemevinin bakım ve onarım işlemleriyle tefrişat alımlarına 800 milyon liralık destek verdik.

2026’nın ilk çeyreğinde 311 cemevinin taleplerini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 cemevine bakım, onarım ve tefrişat hizmetleri sunacağız. Deprem bölgemizdeki 113 cemevinin ihtiyaçlarının tamamını karşıladık. Yıkılan veya ağır hasarlı 13 cemevinin ihya ve inşa çalışmalarını da yakın zamanda sona erdireceğiz.

Burada şunun da altını çizmek durumundayım: Siyaset; hem milletin sorunlarına çözüm üretmek hem milleti birleştirmek, bütünleştirmek, müşterekleri çoğaltmak için yapılır. Acıları yarıştırarak, insanlarımızı ayrıştırarak, parti içi iktidar kavgasında rakibine gol atmak için, istismar peşinde koşarak siyaset yapılmaz.

Ana muhalefet partisi içindeki çatışmanın giderek makul zeminden çıkıp, ‘Kavgada yumruk sayılmaz.’ mantığına evrilmesi son derece yanlıştır. Bunda Alevi canlarımızın kullanılmak istenmesi ise çok daha büyük bir yanlıştır.

Geçmişte yaşanan acıların mimarı olan ana muhalefet partisinin, ülke için bu meselede yapacağı en hayırlı iş; eğer gerçekten cesaretleri varsa, kötü sicilleriyle hesaplaşmalarıdır. Alevi vatandaşlarımızın hassasiyeti üzerinden kimse siyaset yapmamalı. Böyle bir siyasete ne prim veririz ne de geçit veririz. Bu vesileyle, Mah-ı Muharrem oruç açma lokmasında birlikte olduğumuz, aynı muhabbet sofrasını paylaştığımız, aynı duaya âmin dediğimiz canlarımıza tekrar teşekkür ediyorum.

Değerli basın mensupları, 25 Haziran’da Polis Akademisi’mizden mezun olan 13.610 öğrencimizin mezuniyet törenine katıldık. 2025-2026 eğitim öğretim yılının son günü olan 26 Haziran’da da Marmara Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin mezuniyet merasiminde, Türkiye’nin yarınlarını inşa edecek yavrularımızın diploma sevincini paylaştık. Yaz tatiline kavuşmanın mutluluğunu yaşayan tüm öğrencilerimizin verimli, huzurlu, keyifli bir tatil geçirmelerini gönülden temenni ediyorum. Sevgili öğretmenlerimize emekleri için tekrar teşekkür ediyorum.