Denizli'deki 'cehennem kapısı' 1966 yıldır açık! 5.1'lik depremin şifresi: 'Tam kesişim noktası'

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Demir Çağı’nda yeni bir şehir kurulmuş, yüzyıllarca medeniyetlere merkezlik etmiş, Anadolu’nun Ana Tanrıçası Kibele kültürünü yaşatmış taş yapılar inşa edilmişti. O günler için yeni, bugün antik olan bu şehir Hierapolis’ti. Denizli Pamukkale’de bulunan ve devasa taş yapıların kalıntılarıyla misafirlerini karşılayan şehir, takvimler 60 yılını gösterdiğinde büyük bir depremle yüzleşene kadar tüm heybetiyle önemli bir merkez olmuştu. Ancak büyük sarsıntıdan kısa süre sonra kadim şehir için ‘cehennem kapıları’ açılmış ve Hierapolis’teki yaşam son bulmuştu. Asırlar sonra yeniden keşfedilene kadar pek çok kez daha yer sarsıntılarıyla yüzleşecek şehir her geçen gün biraz daha yok oluyordu. Bugün bilinse de o günlerde antik şehrin kurulduğu nokta ile ilgili ‘can alıcı’ bir sorun vardı. Önemli depremler oluşturabilecek bir fayın üzerinde koskoca bir tarih inşa edilmişti. Bu da şehrin bugünlerde ayakta kalan çok az bir kısmı olmasını açıklıyordu. Tabii bir de yıllardır açıklanamayan ve 60 yılında açılmış bir ‘cehennem kapısı’ da vardı. Hierapolis’in deprem geçmişi, dün yaşanan ve üst merkezi Denizli-Buldan olan 5.1’lik sarsıntıdan çok da bağımsız sayılamazdı. Öyle ki dünkü deprem, Denizli ve çevresi için ‘yıkıcı’ nitelikte depremlerin olduğu faylara çok yakın bir noktada kaydedilmişti. Bu şehir için deprem gerçeğini oldukça ciddi şekilde hatırlatıyordu. Çünkü makasın en keskin yerinde bugün Denizli şehri kuruluydu. Peki bundan sonra bölge için deprem tehlikesi için ne söylenebilir? Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.
HİERAPOLİS’İN ‘CEHENNEM KAPILARI’ HÂLÂ AÇIK MI?
Dün üst merkezi Denizli Buldan olan 5.1 büyüklüğündeki depremde şehir ciddi şekilde sarsılmış ve deprem çok hissedilmişti. Dünkü deprem Denizli için ilk değildi. Bölge 5’ten büyük depremlerle zaman zaman yüzleşiyordu. Denizli üst merkezli kaydedilen son deprem 2019 yılındaki Bozkurt merkezli sarsıntıydı. Ancak bu şehrin kaderi milattan sonra 60 yılındaki büyük depremle zaten yazılmıştı. Depremden asırlar önce kurulan Hierapolis Antik Kenti, bu depremle yerle bir olmuş ve asırlar sürecek bir gizemi de başlatmıştı. Antik kentte bulunan bir kapı, içeri girenlerin bir daha gökyüzünü göremeyeceği bir yere gidiyordu. Oranın gizemi pek çok kişi tarafından çözülmek istense de gidenler geri dönmedikleri için bu kapının ismi ‘cehennem kapısı’ olmuştu. 2021’e kadar pek çok iddia ortaya atılsa da ‘cehennem kapısının’ gizemi bilimsel şekilde o yıl açıklanmıştı. ‘Cehennem kapısının arkasındaki mağara, bir fay üzerindeydi ve 1966 yıldır durmaksızın karbondioksit yayıyordu. Bu da içeri girenlerin boğularak hayatını kaybettiklerini gösteriyordu. Peki 60 yılında açılan bu kapı, tarihsel depremler için ne söylüyor? Doç. Dr. Bülent Özmen, “Bölgede tarihsel dönemde MS 60, MS494, 1651, 1717, 1899 depremleri nedeniyle ciddi yıkımlar ve can kayıpları meydana gelmiştir. Aletsel dönemde ise 1953 yılında Buldan’da 5.6 büyüklüğünde, 1965 yılında Honaz’da 5.5 büyüklüğünde, 1976 yılında Denizli’de 5.2 büyüklüğünde, 2003 yılında Sarıgöl-Buldan’da 5.5 büyüklüğünde, 2019 yılında Acıpayam’da 5.5 büyüklüğünde 2019 yılında Bozkurt’ta 6.0 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir. 2003 yılındaki Buldan depreminde birkaç gün içinde ardı ardına deprem fırtınası şeklinde 5 ve 5 yakın büyüklükte depremler meydana gelmiştir. 28 Mart 1969 tarihinde Gediz grabeni üzerinde meydana M 6.6 büyüklüğündeki deprem bölgeyi ciddi şekilde etkilemiş ve çok sayıda can ve mal kaybına neden olmuştur. 2019 yılında meydana gelen Bozkurt’ depremi de Buldan’da ciddi hasarların oluşmasına neden olmuştur” diyordu. Peki bugün olan depremin üst merkezi ne anlatıyor?

ŞİFRESİ ZEMİNDE! ‘6’YI GEÇEN HER DEPREMDE CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLENİR’
Denizli için tek tehlike deprem sarsıntısı da değildi. Tehlike ve riski ayıran en önemli unsurlardan biri, şehir kurulurken göz ardı edilmişti. Denizli, alüvyal bir zemin üzerine, yüksek katlı betonarme yapılarla kurulmuştu. Böylece doğanın getirdiği deprem tehlikesi, yapıların kalitesizliğiyle birleşince ortaya yıkım ve can kaybı gibi hayati riskler çıkarıyordu. Bu zemin özelliklerinin bir etkisi de Doç. Dr. Bülent Özmen’e göre çevredeki faylanmayla da açıklanabilirdi. “Denizli ili Büyük Menderes Grabeni, Gediz Grabeni, Sarayköy fay zonu, Pamukkale fay zonu, Denizli fay zonu, Honaz fayı, Kaklık fayı olarak isimlendirilen faylar bölgeyi etkilemesi olası faylardır. Bu faylarda olabilecek ve 6 büyüklüğüne geçecek her depremden bölge önemli derecede etkilenecektir” diyen Doç. Dr. Özmen, hangi yapıların daha riskli olduğunu ve bölgede deprem tekerrür süresini de anlatarak sözlerini noktaladı.

