Eline tutuşturulan kağıdın gizemi çözülemedi! Savaş başlatan bomba: 259 kişilik uçak çakıldı

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Pek çok kişi bir yerden bir yere göndermek istediği paketlerini otobüslere verir ve şehirlerarası transfer sağlanır. Bir zamanlar bu yöntem uçaklar için de geçerliydi. Kargo bölümüne valiz verilebiliyor, uçağın indiği şehirde paketin sahibi onu teslim alıyordu. 21 Aralık 1988 günü de aynı böyle bir valiz geçiş noktasından kargo yükleme bölümüne aktarılmış ve Pan Am’ın 103 numaralı uçuşu için yükleme sırasına alınmıştı. Ancak o günler için normal bir süreç olsa da, bu valiz için ilk dakikalardan itibaren bir tuhaflık olduğu belliydi. Kalkış için gerekli tüm hazırlıklar kontrol edilirken bu valiz de kontrol edilmişti. Ancak uçakta sahibi olmayan tek bir yük olan kahverengi valiz uzun bir yoldan geliyor, bir uçaktan diğerine aktarılıyordu. Yani zaten daha önce güvenlikten geçen bir başka uçağın yükü olduğundan şüpheli görülmesine rağmen yeterli şekilde kontrol edilmemişti. İçi kaset çalar ve kasetlerle dolu olan bu kahverengi ufak valiz, Pan Am’ın 103 numaralı uçuşunun kalkışından kısa süre sonra trajik bir olayın baş kahramanı olacaktı. Valizin sahipsiz şekilde süren uzun yolculuğunun son ayağı, 259 kişinin de son yolculuğunu oluşturuyordu. Frankfurt’tan Londra’ya ve oradan da New York’a uçacak olan valiz, 38 yıldır çözülemeyen bir davanın ve 270 kişinin ölümüyle sonuçlanan havacılık felaketinin başkahramanı olmak üzereydi.

DENKLEMİ ÇÖZECEK PARÇA: UÇAKTAKİ SAHİPSİZ KAHVERENGİ VALİZ
26 Ekim 1988’de yapılan bir operasyonda Alman polisi suçluların arabalarını bagajında bulunan bir radyoya dikkat kesilmişti. Cephaneliğe dönmüş bir evin radyosu da pek normal olamazdı. Öyle de oldu radyonun içinden bir barometre ve bir saat çıktı. Bir bomba düzeneğiydi ve uçak için özel olarak tasarlanmıştı. Basınç barometreyle ölçülecek ve belirli bir irtifaya ulaşıldığında radyo patlayacaktı. Almanya’da yakalanan 2 adam zaten en az 1 uçağın düşmesinden sorumluydu ve yakalanmaları havacılığı biraz daha güvenli kılmıştı. Pan Am’ın 103 sefer sayılı uçuşuna kadar… Bu uçuş Londra’dan New York’aydı. Heathrow Havalimanı’ndan yapılacak kalkıştan önce dönemin güvenlik rutinleri yapılmış ve tüm bagajlar ile 259 kişi uçakta yerini almıştı. Yani en azından tüm kontrollerin yapıldığı düşünülebilirdi. Her şey normal şekilde sürseydi Heathrow’dan kalkan uçakların ABD’ye gitmek için izlediği 6 rotadan biri kullanılacak ve uçak İskoçya’nın sevimli kasabası Lockerbie’nin üzerinden geçecekti. Uçak kalkışa geçtikten sonra 9 bin 500 metreye ulaştığında kontrolöre bu irtifada sabitleneceğini bildirmişti. Buraya kadar bir uçuş için her şey normaldi. Birkaç saniye sonra Lockerbie sakinleri havanın kapalı ve karanlık olması nedeniyle gökgürültüsüne benzettikleri bir ses duymuştu. Tuhaf olansa sesten sonra başlayan ve gittikçe artan titreşim ve uğultuydu. Aradan fazla zaman geçmemişti ki gökyüzünden koyu renkli onlarca büyük parçanın düştüğünü gördüler. Bu parçaların arasında uzun siyah görünen ancak alevler içinde bir cismin de Lockerbie’ye doğru çakıldığı görülmüştü. İşte bu dakikadan itibaren 9 bin 500 metre yüksekte başlayan kâbus Lockerbie’yi de vurmak üzereydi.
BOMBA EMRİNİ KİM VERDİ? İÇ SAVAŞTA YENİ BİR PERDE AÇTILAR
Kazanın üzerinden 3 gün geçmişti. Her saat yeni bir parça inceleniyor, uçağın düşmesine neden olan şeyin ne olduğu araştırılıyordu. Bu olaydan 6 ay önce bir İran yolcu uçağı düşürülmüştü. İngiltere bunun yanlışlıkla olduğunu söylese de İran buna inanmamıştı. Uçağı bombaladıklarını iddia eden 4 terör örgütünden biri de İran merkezliydi. İşte 3 gün de bunu kanıtlamaya yakın bir iz bulunmuştu. Bagajları yerleştirmek için kullanılan metal aparatın üzerinde tıpkı patlama sonucu oluşan kraterler gibi izler ve lekeler vardı. Soruşturmacılara göre artık bir patlama olduğu, yani bomba olduğu kesindi. Kazadan birkaç gün önce emniyete gelen ihbar da tuz biber ekiyordu. Bir Pan Am uçağına bomba koyulacağından bahseden ihbar, asılsız diye değerlendirilmiş olsa da gerçekti! Kazadan 7 gün sonra uçağın enkazının düşmeye başladığı ilk noktada bulunan valiz yükleme yolu parçasının üzerinde plastik patlayıcı yapımında kullanılan 2 madde bulunmuştu. Yani patlama bagajların bulunduğu bölümde meydan gelmiş ve uçağı yaralayan ölümcül silah buraya yüklenmişti. Peki ama nasıl?
Araştırmacılar önce hangi valizin içinde patlayıcı bulunduğunu tespit etmeliydi ve bunun için uçağın enkazını yeniden inşa ettiler. Birinci kargo bölümünün orta rafına denk gelen nokta patlamanın en yoğun yaşandığı yerdi ve burada bulunan valizler ile sahipleri özellikle incelenmeliydi. Kayıtlara bakıldığından bir aktarma uçuşundan gelen kahverengi valiz dikkat çekiyordu. Tabii patlamayla o da paramparça olmuştu. Ancak her şeyi açıklayacak bir delil bırakmıştı. Minik parçalardan biri bir elektronik devreye aitti. Kısa süre sonra bunun bir radyo markasına ait devrenin parçası olduğu anlaşılmıştı. Yani Almanya’da yakalanan 2 kişinin taktiği hala uçak uçak gezip ölüm dağıtıyordu. O dönem kargolar, sahipleri olmadan da uçağa alınabiliyordu. Bu bavulun sahibi de uçakta yoktu. Kahverengi sahipsiz valizin içinde kasetler ve bir radyo vardı. Dikkat çeken başka bir detaysa valizde bulunan birkaç parça giysinin sadece Malta’da tek bir dükkan tarafından üretilip satıldığıydı. Bu giysileri alan kişiyi belirlemek üzere Malta’ya giden uzmanlar dükkana 2 hafta önce gelen adamın Libya aksanına sahip olduğunu öğrenmişti. O dönem Libya da karışıktı ve Kaddafi yönetimindeki halk iç savaşı iyice büyütmüştü. Peki ama neden bir Pan Am uçağına saldırmış olabilirler ki?
ELİNE TUTUŞTURULAN KÂĞIDIN GİZEMİ ÇÖZÜLEMEDİ! ‘İTİRAF ET’
Bombalamadan birkaç yıl önce CIA’nın Afrika’da yaptığı bir operasyonda ele geçirilen zamanlayıcı ile bu uçaktakinin aynı olduğu kısa sürede anlaşılmıştı. Yıllar önce 2 Libyalı adamın bu zamanlayıcıyı uçağa sokmak isterken yakalanması Lockerbie olayını aydınlatacak fitili ateşlemişti. Barometre ve kronometre ile donatılan patlayıcı daha önce de Frankfurt’tan gelen bir uçaktan Pan Am’ın 103 numaralı uçuşuna aktarılmıştı. Bu nedenle Almanya’da yakalanan düzenekle bu biraz daha farklı bir çalışma sistemine sahipti. Belirli bir irtifa değil, belirli bir zamanda patlamak üzere yapılmıştı. Bu zamanlayıcılardan sadece 20 tane üretilmiş ve tamamı da Libyalı devlet görevlilerine verilmişti. Yani artık yaşanan olayın merkezindeki soruları yanıtlamak için Libya’ya uzanma vakti gelmişti. Libya o günlerde ABD ile askeri çatışmaya gitmişti. Yani durum artık sıradan 2 insanın kalkışması olamazdı. Bu valizi uçağa ulaştıran 2 Libyalının kimliği tespit edildiğinde yıllar sürecek bir tartışma zinciri de kurulmuş oldu. Abdülbasit Ali Muhammed el-Megrahi uçağın düşürülmesindeki sorumlu kişiydi. Başlarda suç ortağı olduğu düşünülen Lamin Khalifah Fhimah daha sonra suçsuz bulundu ve beraat etti. Bu kararda Khalifah’ın kanser hastası olmasının da etkisi vardı. Öyle ki Khalifah bu hastalık nedeniyle 2009’da yaşamını yitirdi.
Ancak olayın tek organizatörü bu 2 adam olamazdı. 2025 yılında yani olaydan tam 37 yıl sonra ABD savcıları, Libyalı bir adamın 1988'deki Lockerbie bombalaması ve bir ABD'li politikacıya tuzaklı bir paltoyla suikast düzenleme girişimi de dahil olmak üzere Amerikalılara yönelik saldırılara katıldığını kendi isteğiyle itiraf ettiğini iddia etti. Bu adam Abu Agila Mas'ud Kheir al-Marimi'nin ta kendisiydi. 2012'de Libya'daki bir gözaltı merkezinde sorgulandığında, Pan Am 103 uçağının İskoç kasabası üzerinde düşürülmesi sonucu 270 kişinin ölümüne neden olan olaydaki rolünü itiraf etmişti. Ancak takvimler 2026’yı gösterdiğinde bu adam o dönem yaptığı itirafların şaibeli olduğunu ve bazı tehditler sonucu yalan söylediğini iddia etmeye başlamıştı. Gece vakti sokakta yürürken kendisine yaklaşan kişilerin eline bir kağıt tutuşturduğu ve Pan Am olayını üstlenmezse başına kötü şeyler geleceğini söylediklerini anlatıyordu.

HAVACILIK KURALLARINI DEĞİŞTİRDİ! YILLAR SONRA PİŞMAN OLDU: ‘HATA ETMİŞİZ’
Yaşananlar sadece Libya’da değil tüm dünyada işleri kızıştırmıştı. Libya’daki iç savaş ve ABD’nin misillemeleri 2011’de Kaddafi rejiminin çökmesiyle sonuçlanırken, havacılık kuralları da yeniden yazılmıştı. Artık uçaklara sahipsiz valiz alınmıyor ve her valiz üst düzey kontrolden geçiyordu. Ancak yaşanan bombalama olayı 38 yıldır hala çözülemeyen bazı sırlar saklıyor ve bir gün ortaya çıkmayı bekliyordu. Hatta 1 Kasım 2007'de düzeneğin Pan Am uçağına ulaşmasından ve kurulmasından sorumlu Megrahi, Hukuk Profesörü Robert Black QC'yi Greenock Hapishanesi'nde kendisini ziyaret etmeye davet etmişti. 2 saatlik görüşmenin ardından Profesör Black, "Sadece haksız bir mahkumiyet söz konusu değildi, aynı zamanda bunun kurbanı masum bir adamdı. Avukatlar ve umarım diğerleri de bu ayrımı takdir edecektir" açıklamasını yapmıştı. Ancak hiç kimse yaşananların bir haksızlık ya da adalet olduğunu söyleyecek garantiyi ne o zaman verebildi ne de şimdi. Yani soruşturma, belki de yıllarca çözülemeyecek bir denkleme dönüşmüştü.
