Bölgesel tümör küresel tehdit

Aydın Hasan / Asena Yatağan - İsrail’in en sağcı hükümeti olarak nitelendirilen Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon döneminde, “mutlak yok etme” stratejisi öne çıkarıldı. 7 Ekim 2023’ten sonra Gazze’ye yönelik saldırılar, soykırım olarak tarihe geçti.
Netanyahu Hükümeti, “Vadedilmiş Topraklar” mitolojisine dayalı olarak dini-ideolojik gerekçelerle Filistin topraklarındaki varlığını genişletmeye yöneldi. Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesi ve Filistinlilerin mülksüzleştirilmesi, devlet destekli bir politika haline getirildi. ABD’nin İran’a savaş açmasının arka planında da İsrail’in önemli rolü bulunuyor.
Neden destek alıyor?
İsrail, soykırım iddiaları nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu hakkında ise Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardan ötürü tutuklama kararı çıkarıldı. Orta Doğu’yu ateş çemberine çevirmek isteyen politikaların arkasında yer alan İsrail yönetimi, savaşın bölgeye yayılmaması için etkin bir diplomasi yürüten Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden hedef alıyor.
Uzmanlar; İsrail’in saldırgan siyaseti, ABD gibi ülkelerden neden destek aldığı, küçük bir ülke olmasına rağmen dünyayı nasıl karıştırabildiği konularında Milliyet’e değerlendirmede bulundu.
Yahudi lobisine tepki oluştu
Netanyahu’nun ABD Başkanı Trump’ı da İran savaşının içine çekmesi, ABD içinde de tepki oluşturdu. ABD’de 2028’deki başkanlık seçimlerinde yarışması olası Demokrat Partili siyasetçiler, son dönemde İsrail yanlısı Amerikan-İsrail Siyasi Eylem Komitesi (AIPAC) lobisiyle aralarına “mesafe koyduklarına” yönelik açıklamalarda bulundu.
Politico internet sitesinin haberine göre, 2028’deki başkanlık yarışında Demokratların en önemli aday adaylarından California Valisi Gavin Newsom, AIPAC’ten şimdiye kadar “hiç bağış almadığını” ve “asla da almayacağını” söyledi. Pensilvanya Valisi Josh Shapiro ve Kentucky Valisi Andy Beshear’in sözcüleri de benzer açıklamalarda bulundu. Önceden lobiyi destekleyen ya da lobinin desteğini alan Yahudi kökenli Demokratlar da son dönemde AIPAC’e yönelik eleştirilerde bulunuyor.
‘Yıllar içinde kurulmuş bir yapı’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: İran’ı esas itibariyle Orta Doğu’daki başat güçlerden biri olarak görmek lazım. İsrail de bu manada fevkalade rahatsızdır. Çünkü “Büyük İsrail”i ihya etmek için uğraşıyor. Bunun önündeki en büyük handikaplardan biri de İran’ın arkasında bulunduğu yapı, yani Hizbullah’tır. Güney Lübnan’dan Suriye’nin güneyine kadar uzanan kuşak, İsrail’in baş derdidir.
Güçlü bir damar var
Burada hem Evanjelistleri hem de Amerika’daki siyasi dengeyi görmek lazım. “Vadedilmiş topraklar” anlayışını destekleyen çok güçlü bir damar var. Bugün de İsrail, Amerika’nın bütün silah sistemleri ve desteğiyle hareket ediyor. Küçük bir ülke olmasına rağmen dünyayı karıştırabilmesinin sebebi de bu büyük destek, dünya çapındaki etki alanı ve yıllar içinde adım adım kurulmuş bu yapıdır.
Endişenin sebebi
İsrail’de Türkiye’ye dair şöyle bir endişe var: Buradaki bütün Arap ülkeleri ve çevre üzerinde hakim pozisyonda olabilir ama sonunda karşısına çıkacak asıl ülke Türkiye’dir diye bakılıyor.Ama en önemli faktör şu: 15 Temmuz’dan sonra başka bir Türkiye ortaya çıkmaya başladı. Bugün kendi silahını yapabilen, bölgede etkisini kabul ettiren bir Türkiye var. Erdoğan da Gazze konusunda Netanyahu’yu çok sert şekilde eleştiren, Müslüman ülkeleri kendi etrafında toplayabilen bir lider olarak görülüyor. Dolayısıyla Netanyahu, Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı’nın kendi hayal ettiği düzene engel çıkarabilecek bir güç olduğunu düşünüyor.
‘Düşman yaratmayı strateji olarak görüyor’
Emekli Kurbay Albay Ünal Atabay:İran’ın yarattığı baskın etki İsrail’i ve ABD’yi köşeye sıkıştırdı. Bu sıkışmışlığı aşmak için yeni düşmanlar yaratarak daha büyük bir tehdit altında olduğunu anlatmaya çalışıyor. Böylece ABD’den aldığı desteği artırmak ve bölgesel tehdit algısını genişletmek istiyor. Amerika başta olmak üzere Avrupa’da güçlü bir diaspora ağı var. Bu diasporanın siyasi, ekonomik ve teknolojik gücü bulunuyor. Bu gücükullanarak destek sağlıyor ve kendine bir güvenlik ve lojistik şemsiye oluşturuyor.
Düşman yaratmayı bir strateji olarak görüyorlar. Gerilim, kaos ve sürekli tehdit algısı üzerinden kendi varlıklarını güçlendirdiklerini düşünüyorlar. Bu da hem saldırgan dili hem de sert tepkileri beraberinde getiriyor.
‘Diyet ödetiyorlar’
ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol:Başta Holokost olmak üzere, antisemitizm vurguları üzerinden Almaya vb. ülkelere diyet ödetmeye devam ediyorlar.Bunun dışında dünyadaİsrail karşıtı kamuoyu oluşmaya başlamış vaziyette, İsrailyalnızlaşıyor.
İspanya, vicdanlı ve inançlı Hristiyanların sesi durumunda olan “oyun bozucu” bir ülke. Diğer devletlere karşı tahammülsüzlüğünün altında farklı gerekçeler yatıyor olsa da, nihai aşamada İsrail/Yahudi/Siyonist güce bu devletlerin teslim olmayışıonları hedef haline getiriyor.
Dünyada sahip olduğu “finans-teknoloji-medya-siyaset” ağı ve bu bağlamda sahadaki etkisine ve operasyonel gücüne güveniyor. ABD’yi “devlet” olarak yanına almış olmanın altın devrini yaşıyor.
‘Türkiye engel’
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin yürüttüğüpolitika, İsrail’in yayılmacı-işgalci politikalarınınönündeki en büyük engel olarak görülüyor. Türkiye’ninsahada ve masada vazgeçilmez bir aktör konumunda olması, İsrail’i çaresizleştiriyor.Netanyahu başkanlığındaki koalisyon, başta Trump olmak üzere, tüm bölge ve dünya siyaseti açısından kanser üreten sorunlu bir yapı haline gelmiş durumda.
