Terörsüz Türkiye süreci! Bakan Gürlek: Kişiye özel düzenleme yok

Şubat 26, 2026 - 11:00
 0
Terörsüz Türkiye süreci! Bakan Gürlek: Kişiye özel düzenleme yok

HABER MERKEZİ- Adalet Bakanı Akın Gürlek, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Bakan Gürlek'in açıklamaları şöyle; Göreve başladığım andan bu yana 2 hafta geçti.Zaman çok hızlı geçti. Özellikle ben uygulamadan geldiğim için yargının sorunlarını biliyorum. En baştan beri gözlemliyordum. Meslek hayatım 20 yıllık. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde hâkimlik, savcılık ve başsavcılık yaptım. En sonunda, biliyorsunuz, Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’da başsavcılık görevini yapmak nasip oldu. O yüzden yargının sorunlarını biliyorum. Bu nedenle artık alışma aşamasından icraat aşamasına geçmek istiyorum.

İlginizi Çekebilir

Vatandaşlarımızın sorunları bizim sorunlarımızdır. Özellikle yargıdaki en temel eleştiri, davaların sürekli uzaması. Bir boşanma davası 8 yıl sürüyor, bir nafaka davası 4 yıl sürüyor, alacak davası yıllarca devam ediyor. Yargının sorunlarını bildiğim için bunların artık bir an önce ete kemiğe bürünmesini istiyorum. Bu sorunların çözümü için birkaç proje hazırladık. Geçen katıldığım bir programda da bunları anlatmıştım. Artık kısa sürede hayata geçirmemiz lazım. Çünkü vatandaş söylem değil, icraat istiyor. Özellikle geciken davalar nedeniyle mağdur olan vatandaşlarımızın sorunlarının bir an önce çözüme kavuşmasını istiyorum. Bu konudaki temennim budur.

"GÖREV DAĞILIMLARI BELLİ OLDU"

Bakan yardımcılarımızı göreve getirdik. Biliyorsunuz, her bakan kendisiyle uyumlu çalışabilecek bir kadro kurmak zorundadır. Öncelikle bu görevi şahsıma güvenerek tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar şükranlarımı sunuyorum. Görevlendirdiğimiz ve Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle atanan bakan yardımcılarımızın hepsi alanlarında uzman kişiler. İdari yargıdan gelen bir mahkeme başkanımız var. Terör ve örgüt suçlarında görev yapmış bir arkadaşımız var. Daha önce Adalet Bakanlığında tecrübesi olan bir arkadaşımız atandı. Bu arkadaşlarımızın hepsi alanlarına ve sahaya hâkim. Elbette değişiklikler olabilir; ancak önemli olan uyumlu bir çalışma ekibi kurmaktır. Görev dağılımları belli oldu, hangi alanlara bakacakları tespit edildi. Arkadaşlarımız kendi alanlarıyla ilgili sorunları değerlendirdi. Onlar da artık bir an önce icraata geçecekler.

"HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU’NDA BİR DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU DEĞİL"

Tabii yargı içerisindeki çok önemli bir kurum olan Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda bir değişiklik söz konusu değil. Biliyorsunuz, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri Cumhurbaşkanımızın takdiriyle seçildi; seçimler yeni yapıldı. Hakimler ve Savcılar Kurulu, hem idari bir yapı hem de adli ve idari teşkilatta atama ve terfileri yapan bir kurumdur. Üyelerin bir kısmı Cumhurbaşkanımız tarafından, bir kısmı da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmektedir. Burada üyelerde herhangi bir değişiklik yok. Anayasa gereği ben aynı zamanda HSK Başkanı sıfatını taşıyorum; ancak hiçbir şekilde HSK’nın görüşmelerine ve oylamalarına katılmıyorum. Bu sadece idari bir sıfattır. HSK üyelerinde yakın zamanda değişiklik yapıldığı için tekrar bir değişiklik söz konusu olmaz.

Ben başsavcı olarak yaptığım bütün işlemlerde HSK’nın denetimine ve şikâyet mekanizmasına tabiyim. Elbette şikâyetler yapılabilir. Burada sadece bir parti değil, memnun olmayan herhangi bir vatandaş da şikâyette bulunabilir. HSK’nın bu konuda belirlenmiş bir inceleme prosedürü vardır. Bir şikâyetin gündeme alınıp alınmaması HSK’nın takdirindedir.

Hâkim ve savcı arkadaşlarımız hakkında da çok sayıda şikâyet yapılabilmektedir. Bu şikâyetlerin bir kısmı soyut nitelikte olabiliyor. Ancak ciddi delil, iddia ve emare varsa HSK tarafından değerlendirmeye alınabiliyor. CHP’nin yaptığı şikâyetlerle ilgili olarak bildiğim kadarıyla, başsavcılık dönemimde Kurulun Birinci Dairesi bu şikâyetleri ciddi bulmadı ve soyut gördüğü için işleme koymadı.

Şu aşamadan sonra ise ben Adalet Bakanı olduğum için benimle ilgili şikâyetler HSK’ya yapılamaz. Bu hususu ayırmak gerekiyor. Ayrıca benim HSK’ya talimat verme gibi bir yetkim kesinlikle yoktur. Anayasa’nın 159. maddesi uyarınca HSK Başkanlığı sıfatımız tamamen idari bir görevdir. HSK’nın görüşmelerine ve oylamalarına katılmam söz konusu değildir. HSK’nın yapısında düzenleme bu şekildedir.

Altıgen ittifakının ilk adımı diyerek duyurdular: İsrail Meclisi'nde dikkat çeken an! 'Türkleri kızdıracaksak neden olmasın?'

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

Mecliste kurulan komisyon raporunu tamamladı. Raporda somut öneriler ve yapılması gerekenler yer alıyor. Süreç artık Meclis aşamasında. Ancak Adalet Bakanlığı olarak yasal düzenlemeler konusunda teknik danışmanlık ve destek sağlayacağız. Yasal düzenleme denildiğinde iki başlık öne çıkıyor: biri umut hakkı, diğeri infaz düzenlemesi. İnfaz düzenlemesinde de bir çerçeve yasa hazırlanacağı ifade ediliyor. Doğrudan terör örgütüne özel bir yasa mümkün değil; ancak terörle mücadeleyi düzenleyen hükümler olabilir. Bunun nasıl formüle edileceği, tarifin nasıl yapılacağı teknik bir konudur. Hukuk tekniği açısından değerlendirilmesi gerekir.

Terörsüz Türkiye sürecine çok önem veriyoruz. Gerçekten 40 yıldır bu ülkenin en büyük sorunlarından biri terör sorunudur. Öğrencilik dönemimizden beri farklı görüşlerden arkadaşlarımız var; herkes terörün bitmesini istiyor. Kamuoyu araştırmalarında da yüzde 95-97 oranında vatandaşlarımızın terör sorununun sona ermesini istediği görülüyor. Bu bizim ülkemizin ortak sorunudur. İnşallah bu sorunu aşacağız. Gerçekten çok önemli bir aşamaya gelindi. Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin sürece katkılarıyla birlikte önemli adımlar atıldı. İnşallah bu süreçten sonra meyvelerini toplayacağız. Bu süreci çok önemsiyoruz. Türkiye terör sorununu kendi içinde çözdüğü zaman dışarıda da daha güçlü olacaktır. Bölgemizde Irak ve Suriye’de yaşanan karışıklıklar ortadadır. Türkiye ise güvenli bir alan ve rol model konumundadır. Bu süreci bu nedenle çok önemsiyoruz. Şu anda da süreç olumlu ilerliyor. İnşallah artık meyvelerini toplama aşamasına geldik.

Terörsüz Türkiye süreci kapsamında Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyona katılan tüm siyasi parti temsilcilerine teşekkür ediyorum. Gerçekten ortak bir mutabakat metni hazırladılar. Yoğun bir mesai harcadılar, fikirlerini tartıştılar ve kapsamlı bir rapor sundular. Ben de raporu okudum. Rapor Meclise sunuldu. Bundan sonra ne olacak? Vatandaşlarımızın merak ettiği husus budur. Rapor Meclise sunulduktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi bu çerçevede takdir hakkını kullanacaktır. Yasal düzenleme elbette yapılacaktır. Ancak düzenleme yapma yetkisi tamamen Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir.

"ÖRGÜTÜN SİLAH BIRAKTIĞININ SOMUT BİÇİMDE TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTE"

Biz Adalet Bakanlığı olarak, özellikle Kanunlar Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla hukuk tekniği ve kanun yapımı konusunda tecrübeliyiz. Bu kapsamda teknik bir ekip oluşturduk ve Meclis çalışmalarına destek vermek üzere görevlendirdik. Arkadaşlarımız kanun yapım sürecinde milletvekillerimize teknik destek sağlayacaktır. Doğrudan sürecin siyasi kısmında yer almıyoruz; ancak Meclisin çizdiği çerçeve kapsamında, infaz kanununda, Terörle Mücadele Kanunu’nda, Türk Ceza Kanunu’nda veya Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılacak düzenlemelerde teknik yardım sunmaya hazırız.

Terörsüz Türkiye sürecinin olmazsa olmazı öncelikle terörün bitirilmesidir. Yani örgütün tamamen silah bırakması ve ardından kendisini feshetmesidir. Raporda da ifade edildiği üzere, örgütün silah bıraktığının somut biçimde tespit edilmesi gerekmektedir.

Bunun tespit edilmesi gerekiyor. Daha sonra da bir gözlem süreci var. Yani silahlar bırakıldı ama yeniden eylem yapılıyor mu? Örgüt üyeleri ne yapıyor? Bunların öncelikle tespit edilmesi lazım. Raporda da net çizgi bu şekilde ifade ediliyor: Silahların bırakılması ve sonrasında örgütün faaliyetlerini tamamen durdurması.

Bundan sonra Meclis yasal adımlar atacaktır. Az önce de ifade ettiğim gibi, ne tür adımlar atılacağını biz bilemeyiz. Elbette yasal düzenleme yapılması gerekiyor; ancak bu, Yüce Meclis’in takdirindedir. Biz de Adalet Bakanlığı olarak, özellikle mevzuat alanında yapılacak düzenlemeler konusunda teknik destek sağlayacağız. Bakanlığımız bünyesinde Kanunlar Genel Müdürlüğümüz var ve alanında uzman ekiplerimiz mevcut. Meclisimize yardımcı olacağız. Amacımız sadece teknik destek sunmaktır; doğrudan sürece dâhil değiliz. Milletvekillerimizin yapacağı düzenlemelerde hukuk tekniği açısından destek vereceğiz. Görevimiz budur.

"ŞAHSA İLİŞKİN DÜZENLEMELER OLAMAZ"

Ancak burada şunu unutmamamız gerekir: Yapılacak düzenlemeler kesinlikle genel affa ilişkin olamaz. Şahsa ilişkin düzenlemeler de olamaz. Bunu net şekilde ayırmamız gerekiyor. Şahsi cezasızlık sonucunu doğuracak düzenlemeler yapılamaz. Genel af çağrışımı oluşturacak bir düzenleme söz konusu olamaz. Aynı şekilde cezasızlık algısı oluşturabilecek düzenlemeler de kabul edilemez. Bu husus raporda da belirtilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız da kamuoyuna yaptığı açıklamalarda bunu ifade etmiştir. İnfaz Kanunu’nda düzenleme yapılabilir, Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılabilir ya da Yüce Meclis yeni bir yasa çıkarabilir ve geçici maddeler ihdas edebilir. Bu tamamen Meclis’in takdirindedir.

Türkiye yalnızca tek bir terör örgütüyle mücadele etmiyor. Maalesef FETÖ, DEAŞ, DHKP-C gibi birçok terör örgütüyle karşı karşıyayız ve yoğun bir mücadele yürütülüyor. Böyle bir düzenleme yapılırken diğer terör örgütlerinin bundan yararlanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu konuda Meclisimizin gerekli hassasiyeti göstereceğini düşünüyorum. Raporda da özellikle bu husus vurgulanmıştır. Yapılacak düzenlemelerin diğer terör örgütlerine uygulanmaması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Takdir Yüce Meclis’imizindir. Biz de süreci takip ediyoruz.

"RAPORDA 'UMUT HAKKI' ŞEKLİNDE BİR İBARE YER ALMIYOR"

Bir de “umut hakkı” konusuna değinmek isterim. Bu konu kamuoyunda çok konuşuldu. Ancak ben raporu inceledim; raporda “umut hakkı” şeklinde bir ibare yer almıyor. Biliyorsunuz, terör suçları bakımından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları söz konusudur. Eskiden idam cezası vardı; idam kaldırıldığı için terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulanmaktadır. Bu ceza aynen infaz edilir. Yani hükümlü, şartlı salıverme ya da koşullu salıverme hükümlerinden yararlanamaz; ceza ömür boyu infaz edilir. Diğer bazı suçlarda infaz hükümleri farklı uygulanabilir; ancak terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ömür boyu infaz edilir. Meclis bir düzenleme yapar mı, yapmaz mı, bunu bilemiyorum; ancak mevcut pakette “umut hakkı”na ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bunu açık ve net şekilde ifade etmek isterim.

"YASADIŞI BAHİS TOPLUMUN KANAYAN YARASI"

Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atandığımda bu konuya özel önem verdim. Tüm savcı arkadaşlarla toplantılar yaptık ve uzman bir ekip kurduk. İstanbul’da bu alanda çalışan uzman bir birim oluşturduk. Yasadışı bahis, sanal kumar ve şike gerçekten toplumun kanayan yarasıdır. Aileler dağılıyor, gençlerin umutları yok oluyor. İntihar edenler var. Çoluğunun çocuğunun rızkını bu sistemde kaybeden insanlar var. Bu nedenle 2025-2026 yıllarını kapsayan yasadışı bahis, şike ve sanal kumarla mücadeleye yönelik bir eylem planı da açıklandı. Hükümetimiz ve devletimiz bu sürece büyük önem veriyor.

İstanbul’da biz de bu konuda sonuna kadar mücadele ettik. Yasadışı bahis maalesef çok yaygın. Toplumun her kesiminden insan bu sisteme dâhil olabiliyor. İnsanlar kısa yoldan para kazanma umuduyla bu tuzağa düşüyor. Yasadışı bahis sürekli yöntem değiştiriyor. Biz bir sistemi çözüyoruz, ardından yeni bir yöntem geliştiriliyor. Genellikle yurtdışında bulunan bahis siteleri üzerinden oynanıyor. İlk aşamada öğrenci hesapları kullanıldı. Maalesef “mağdur” gibi görünen bazı kişiler, öğrenci hesaplarını kiraladı. Bu hesaplar üzerinden para trafiği sağlandı ve belirli komisyonlar karşılığında sistem işletildi. Paralar yurtdışına aktarıldı.

Bu yöntem çözüldükten sonra ödeme araçları ve ödeme sistemleri kullanılmaya başlandı. Birçok ödeme kuruluşuna yönelik operasyonlar yaptık. Çünkü yüksek komisyonlarla bu sisteme aracılık ediliyordu. Bu kanallar üzerinden de paralar yurtdışına aktarılıyordu. Bu yöntemi de tespit ettik. Şimdi ise farklı yöntemler kullanılıyor. Yasadışı bahiste “panel yöntemi” denilen bir sistem var. Biz bunu da tespit ettik.

Bu panel yönteminden sonra paralar yurt dışına gidiyor. Yurt dışından da, bakın, yasadışı bahis şirketini ya da organizasyonunu yönetenler bu paraları sonradan tekrar Türkiye’ye getiriyorlar. Bu çok önemli. Bu para Türkiye’ye geldiğinde kara para olarak geliyor. Yani bu paranın sisteme sokulması gerekiyor. Burada paravan şirketler kuruluyor, sahte fatura ve sahte belgeler düzenleniyor. İstanbul’da bu konulara ilişkin operasyonlar yaptık. Dijital mecralarda kanallar satın alındı, bazı finansal yapılar satın alındı. Bu para vergiye tabi değil; kayıt dışı bir para ve takibi zor. Bu nedenle yasadışı bahisle mücadele ettiğinizde aynı zamanda birçok farklı alanda da mücadele etmeniz gerekiyor.

Ben 81 il başsavcımıza özel bir genelge gönderdim. Yasadışı bahis ve sanal kumar konusundaki mücadelemiz kararlılıkla devam edecek. Bu gerçekten toplumun kanayan yarası. İnsanlar bu illetten kurtulmak istiyor. Ancak burada asıl yapmamız gereken, bataklığı kurutmaktır. Sistem büyük ölçüde yurt dışındaki şirketler üzerinden işliyor. Bataklığı kurutmak için kanunlarda eksiklik varsa bunları gidermemiz gerekiyor. Yaptığımız çalışmalarda cezaların yetersiz olduğunu tespit ettik. Cezalarla ilgili düzenleme düşüncemiz var. Bunu Yüce Meclis’e sunacağız. Elbette oradaki irade de önemlidir.

Biz ilk yasadışı bahis operasyonlarına başlarken sosyal medya fenomenlerinden başladık. Bu sitelerin reklamını ve teşvikini yapan sanat camiasından, futbolculardan başladık. Çünkü sistem şöyle işliyor: İnsanlar ilk başta yasadışı bahis sitesini bilmiyor. Önce kamuoyuna tanıtılıyor, reklamı yapılıyor. İnsanlar bu şekilde haberdar oluyor. İlgi çekici bir sunum yapılıyor ve kolay para kazanma vaadiyle bir tuzak kuruluyor.

Sosyal medyada düzenleme gerekiyorsa bunu yapmamız gerekir. Operatörler ve BTK da bu konuda hassas davranıyor. BTK ile görüşmelerimiz sürüyor. Ben istemediğim sürece cep telefonuma yasadışı bahis reklamı gelmemeli. Aynı şekilde sosyal medya hesaplarıma da bu tür yönlendirici içerikler ulaşmamalı. Bu konuda hassasiyet gösteriyoruz.

Galatasaray'ın zaferi İtalyan basınında! 'Osimhen, Juventus'un umutlarını kırdı'

"FUTBOLUN TEMİZ KALMASI GEREKİYOR"

Şike konusuna gelirsek, futbolu ben de takip ediyorum. Bu vesileyle çeyrek finale çıkan Galatasaray’ı da tebrik etmek istiyorum. Dün maçı izledim, gerçekten zor bir maçtı. Futbolun temiz kalması gerekir. Futbol çok büyük bir camia. Taraftar var, futbolcular var, emekçiler var. Hepimiz temiz bir futbol istiyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanımıza da teşekkür ediyorum; onlar da bu konuda ciddi çalışmalar yaptı. İstanbul’da şike konusunda önemli çalışmalar yürüttük. Şike sadece bir futbolcunun ya da hakemin bahis oynamasıyla sınırlı değildir. Kendi maçında bahis oynaması gerekir ve bunun somut delillerle tespit edilmesi gerekir. MASAK kayıtları, para trafiği, telefon baz kayıtları, HTS verileri gibi maddi deliller önemlidir. Bu konularda uzman bir ekip kurduk. İstanbul’da kurduğumuz bu modelin tüm Türkiye’de uygulanmasını istiyoruz. Futbol maçları inceleniyor. Sosyal medya üzerinden gelen ihbarları da değerlendiriyoruz. Örneğin vatandaşlar, “Bu maçta iki takım da birbirine gol atmadı, şut çekmedi” şeklinde şikâyetlerde bulunuyor. Bu tür durumlarla ilgili iddianame düzenledik. Kamuoyunda da takip edildiği üzere iki takımın beraberliğe razı olduğu, karşılıklı atak yapmadığı yönünde iddialar vardı. Bu konularda uzman ekiplerimiz çalıştı.

Tüm Türkiye’de başsavcılıklar bünyesinde özel ekipler kurmayı planlıyorum. Futbol, basketbol ve diğer spor dallarında şike ve teşvikle mücadele edeceğiz. Hepimiz bu süreci yakından takip ediyoruz.Açıkçası şaşırdık. Biz maçı izlerken bunları fark etmiyorduk. Ancak hâkim ve savcı olarak dosyaya bakmak zorundayız; dışarıdaki algı bizi ilgilendirmez. Dosyaya baktığımızda futbolcu isimlerini, takım isimlerini görünce inanmakta zorlandık. Ancak maddi deliller ortaya kondukça durum netleşti. Görevimizi yapmak zorundayız. Futbolu biz de seviyoruz ama futbolun temiz kalması gerekiyor.

Federasyon da üzerine düşeni yaptı, hâlen incelemeler sürüyor. Başsavcılıklar gerekli listeleri iletiyor. Hayrete düştük ama maalesef bu fiiller işlenmiş. Şu an yasadışı bahis, şike ve teşvik suçlarından yargılamalar başlayacak. Mahkemeler iddianameleri kabul etti. Olmaması gerekirdi ama olmuş. Yargının görevi suçla mücadele etmektir. Suç varsa mücadele edilecektir.

"YASADIŞI BAHİS, ŞİKE VE TEŞVİK SUÇLARIYLA İLGİLİ ÖZEL BİRİMLER KURMAYI PLANLIYORUM"

Bu kapsamda Türkiye genelinde yasadışı bahis, şike ve teşvik suçlarıyla ilgili tüm başsavcılıklar bünyesinde özel birimler kurmayı planlıyorum. İstanbul bu konuda örnek oldu. Mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.

Başsavcılıktan Adalet Bakanlığına taşıdığım konulardan biri de uyuşturucuyla mücadeledir. Bu da yasadışı bahis ve şike gibi toplumun kanayan yaralarından biridir. Maalesef 14 yaşındaki gençlerin uyuşturucu kullandığını gördüm. Çok yaygın bir sorunla karşı karşıyayız. Elbette bu meselenin sosyolojik ve psikolojik boyutları da var. Gençler neden uyuşturucuya yöneliyor? Bunun temel nedenlerine inmek gerekir. Ancak biz yargı olarak suç boyutuyla ilgileniyoruz.

Sıklıkla şu eleştiri yapılıyor: “Hep kullanıcılar yakalanıyor, peki baronlar nerede?” Ben buna katılmıyorum. Sistem şöyle işliyor: Önce kullanıcı tespit edilir. Ardından dağıtıcıya, yani sokak satıcısına ulaşılır. Sonra ana dağıtıcıya ve nihayetinde büyük kartellere ulaşılır. Bu zincirleme bir süreçtir. Tüm dünyada da sistem bu şekilde işler. Kullanıcıdan başlayarak yukarı doğru ilerlersiniz.

"UYUŞTURUCU OPERASYONLARINDAÇOK ÖNEMLİ İSİMLER YAKALANDI"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dönemimizde yaptığımız operasyonların tamamı somut delillere dayanıyordu. Sadece tanık beyanıyla hareket edilmez. Adli Tıp Kurumu’ndan analiz alınır, baz istasyonu çakıştırmaları yapılır, HTS kayıtlarına bakılır, para hareketleri incelenir. Maddi delil olmadan işlem yapılmaz.

İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz operasyonlarda, özellikle kokain bakımından, büyük organizasyonlara darbe vurduk. Yurt dışındaki büyük kartellere yönelik operasyonlar yaptık. İspanya’da yakalanan 10 tonluk gemiyle bağlantılı olarak Türkiye’de de operasyon gerçekleştirdik ve çok önemli isimler yakalandı. Türkiye’ye uyuşturucu getiren uluslararası kartelleri biliyoruz. Haklarında kırmızı bülten çıkarılanlar var. Takiplerini yapıyoruz. Ancak mesele sadece yurt dışındaki organizasyonlarla sınırlı değil. Uyuşturucunun Türkiye’ye nasıl girdiğini, kimler tarafından dağıtıldığını da tespit etmemiz gerekiyor.

Burada bir zincir var: Ana dağıtıcılar, onların altında sokak satıcıları (torbacılar) ve onların altında kullanıcıya ulaşan kesimler bulunuyor. Bu yapı zincirleme şekilde ilerliyor. Bir kişiyi yakaladığınızda onun bağlantıları üzerinden bir üst halkaya ulaşıyorsunuz. Sistem bu şekilde çözülür ve yukarıya doğru gidilerek kartellere ulaşılır.

"ÇOCUKLARINCEPLERİNE PARA KONULUYOR VE SUÇTA KULLANILIYORLAR"

Suç örgütleri maalesef çocukları kullanıyor. Bunu İstanbul’da açıkça gördük. “Sokak çeteleri” olarak adlandırılan yapılara yönelik büyük operasyonlar yaptık. Çocuklar çeşitli yöntemlerle bu yapılara çekiliyor; gururları okşanıyor, ceplerine para konuluyor ve suçta kullanılıyorlar. Öncelikle şu soruyu sormamız gerekiyor: Bu çocuklar neden böyle bir boşluğa düşüyor ve suç örgütlerine yöneliyor? Bunun sebeplerini iyi analiz etmeliyiz.

Gerekirse cezaları da ağırlaştıracağız. İnfaz düzenlemesi yapmamız gerekiyor. Mevcut infaz sisteminde çocuklara ilişkin farklı hükümler var. Örneğin cezaevinde geçirilen bir günün iki gün sayılması gibi uygulamalar söz konusu. Ceza indirimleri var. Bu konuda yeni bir düzenleme yapılabilir. Gerekirse çocuk, aldığı cezanın tamamını çekecek şekilde bir infaz sistemi değerlendirilebilir. Atlas kardeşimizi gördük, Minguzzi kardeşimizi gördük. İsmini bilmediğimiz daha nice olay var. Çocuklar neden şiddete yöneliyor? Bunun sosyolojik boyutunu araştırmamız gerekiyor. Ekranlardaki içerikler, sosyal medya, dijital platformlardaki diziler ve yayınlar da incelenmeli.

Yargı Paketi’nde çocukları suçta kullananlara yönelik cezalar artırıldı. Suç örgütleri ve yöneticileri çocukları suça teşvik eder, kullanır veya suça sürüklerse cezaları ciddi oranda artırıldı. Bunun elbette caydırıcılığı olacaktır. Henüz uygulamanın sayısal etkisini tam olarak ölçmedik; zira düzenleme 25 Aralık’ta Resmî Gazete’de yayımlandı ve uygulama süreci yeni başladı. Ancak geçmişte suç örgütlerinin Anadolu’dan çocukları getirip suçta kullandığını gördük. Yeni düzenlemeyle buna karşı daha ağır yaptırımlar getirdik.

Çocuklar söz konusu olduğunda bir başka başlık daha var: Sadece şiddet ve suça sürüklenme değil, çocukların genel ahlakının ve kamu sağlığının korunması meselesi. Sosyal medyada influencer’lar ve YouTuber’lar çok yaygınlaştı. İstanbul’da bu alanda da operasyonlar yapıldı. Sosyal medyada genel ahlaka aykırı içerikler üreten, çocukları cinsiyetsizliğe teşvik eden yayınlar ve akımlar ortaya çıkıyor. Bunlarla da mücadele etmemiz gerekiyor. Türk Ceza Kanunu’nda bu konuda bir boşluk varsa yaptırım getirmemiz gerekir. Sosyal medyada tanınmış bazı hesaplar, fenomenler ya da içerik üreticileri çocukları genel ahlaka aykırı davranışlara teşvik edebiliyor. Sadece şiddetle değil, bu içeriklerle de mücadele etmeliyiz. Çocuklarımızın geleceği bize emanet. Kamu sağlığını ve genel ahlakı korumak zorundayız. Bu konuda teknik çalışmalar başlatıldı. Tespit ettiğimiz mevzuat eksikliklerini 12. Yargı Paketi kapsamında kısa sürede gidermeyi planlıyoruz.

"KLAVYE DELİKANLILIĞI YAPIYORSAN, AÇIK KİMLİĞİNLE YAPACAKSIN"

Sosyal medya düzenlemesine gelirsek; daha önce de ifade ettim: “Klavye delikanlılığı yapıyorsan, açık kimliğinle yapacaksın.” Sosyal medya artık vazgeçilmez bir alan. Hepimiz kullanıyoruz. Ancak burası sınırsız bir özgürlük alanı değildir; kuralları olmalıdır. Sosyal medyada tehdit, hakaret ve iftira gibi suçlar işlenebiliyor. Sorunlardan biri anonim ve sahte hesaplar. Çok kolay hesap açılabiliyor ve bu hesaplar üzerinden itibar suikastları yapılıyor. Dosya içeriği bilinmeden yargılamalar yapılıyor, mahkemeler kuruluyor. Hâkimlerimiz de bunları görüyor; sonuçta hepimiz insanız. Bu durum ciddi bir boşluk oluşturuyor.

SAHTE HESAPLARA SÜRE

15 yaş altına ilişkin düzenlemeyi Aile Bakanlığımız yürütüyor ve bu konuda Meclis’te komisyon çalışması yapıldı. Adalet Bakanlığı olarak biz 15 yaşını tamamlamış kişiler için düzenleme yapıyoruz. Amaç güvenli bir dijital alan oluşturmak. Nasıl olacak? Banka hesabına girişte olduğu gibi bir doğrulama sistemi öngörüyoruz. Kimlik doğrulama kodu ile hesap aktif hale gelecek. Kişisel verilerin sosyal medya şirketlerine veya devlete aktarılacağı yönündeki endişeler doğru değil. Sadece doğrulama kodu sistemi olacak; bu, güvenli giriş anlamına gelecek.

Almanya ve İspanya gibi ülkelerde de anonim hesaplara yönelik sıkı düzenlemeler var. Biz de 12. Yargı Paketi kapsamında bu düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz. Sosyal medya platformları, BTK ve İletişim Başkanlığı ile toplantılar yapıyoruz. Geçiş süreci öngörüyoruz. Örneğin dört ay içinde hesap doğrulanmazsa hesap kapatılabilecek. Amacımız güvenli ve sorumlu bir dijital ortam oluşturmak. Sosyal medyada birine hakaret eden, tehdit eden veya şantaj yapan kişi bunun sorumluluğunu taşımalıdır. Bu düzenlemeyi çok önemsiyorum ve göreve geldiğim günden beri bu konuda özel bir ekip çalışıyor.

AVUKATLARIN CEZAEVİ GÖRÜŞMELERİ

Öncelikle 206 bin avukatımıza selam ve hürmetlerimi iletiyorum. Avukatlık çok kutsal bir meslektir. Savunma, yargının üç temel unsurundan biridir ve vazgeçilmezdir. Avukatlarımızın zor şartlarda çalıştığını biliyorum. Ancak İnfaz Kanunu’nun 59. maddesinde terör ve örgüt suçları bakımından özel bir düzenleme var. Eğer bir avukat, sanıkla yaptığı görüşmede örgüt adına kurye faaliyeti yürütürse; yani örgütün talimatlarını iletir, dışarıya mesaj taşır ya da örgüt propagandası yaparsa, somut delil ve mahkeme kararıyla görüşme kısıtlanabilir veya kaldırılabilir.

Bu düzenleme zaten mevcut. İstanbul’daki soruşturmalarda bunu gördük. Örneğin Adnan Oktar suç örgütü dosyasında, bir ay içinde 292 avukat ziyareti gerçekleşti. Bu sayı dikkat çekicidir. Somut delillerle bazı avukatların kurye olarak kullanıldığı tespit edildi. Cezaevindeki örgüt mensuplarına “etkin pişmanlıktan yararlanmayın” şeklinde mesajlar iletildiği görüldü. Ancak burada önemli olan husus şudur: Mutlaka mahkeme kararı olacak ve somut olgu bulunacak. Avukatın örgüt faaliyetleri kapsamında kurye görevi yaptığını gösteren somut delil olmadan herhangi bir kısıtlama söz konusu olamaz.

Son dakika... Meteoroloji saat verip uyardı! İstanbul dahil: Bugün 15 ilçede kar alarmı