Sam Altman ve Bill Gates’in “sonsuz enerji” arayışı
Yapay zekanın hızla artan enerji ihtiyacı, sektörün tüketimini on yıl sonunda ikiye katlayarak Japonya’nın toplam elektrik kullanımına yaklaştırabilir.
Yapay zeka alanındaki baş döndürücü büyüme, küresel ölçekte dev bir enerji talebi yaratıyor. Uzmanlara göre sektörün elektrik tüketimi 2030’a kadar ikiye katlanabilir ve tek başına Japonya’nın toplam enerji kullanımına yaklaşabilir. Bu durum, teknoloji devlerini yeni nesil enerji çözümlerine milyarlarca dolar yatırmaya yöneltiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre büyük dil modelleri halihazırda dünya enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5’ini kullanıyor. Modeller daha gelişmiş ve karmaşık hâle geldikçe bu oran da artıyor.
Özellikle veri merkezlerinin hızla çoğalması ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, elektrik şebekeleri üzerinde eşi görülmemiş bir baskı oluşturuyor.
FÜZYON ENERJİSİ “GÜMÜŞ KURŞUN” OLACAK
Bu tablo karşısında nükleer füzyon, teknoloji dünyasında adeta “gümüş kurşun” niteliğinde bir çözüm olarak öne çıkıyor. Füzyon, teorik olarak nükleer fisyonda olduğu gibi tehlikeli radyoaktif atık üretmeden, neredeyse sınırsız ve temiz enerji sağlayabilir.
Nükleer füzyon çalışmalarının nihai hedefi, Güneş'teki nükleer süreci taklit ederek sonsuz ve temiz enerji üretmek. İki hafif elementin nükleer reaksiyonlar sonucu birleşerek daha ağır bir element oluşturduğu sürece nükleer füzyon adı veriliyor.
Kömür, petrol, doğalgaz gibi tükenme tehlikesi taşıyan ve çevre için tehdit oluşturan fosil yakıtların aksine bu reaktörün işleyebileceği hammadde neredeyse sınırsız.
Microsoft’un kurucusu Bill Gates ve OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zekanın artan enerji ihtiyacına karşı füzyonu güçlü bir çözüm olarak savunan isimler arasında.
Altman, 2024’te İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu toplantısında yaptığı konuşmada, “Bir atılım olmadan bu noktaya ulaşmamız mümkün değil” diyerek füzyon yatırımlarını artırma çağrısında bulunmuştu.
Gates’in nükleer füzyon enerjisine desteği ise doğrudan kendi adıyla bir füzyon reaktörü inşa etmekten çok, bu alandaki özel sektör yatırımlarını finanse etmek ve teknoloji geliştiren şirketleri desteklemek üzerinden ilerliyor. Gates, 2015’te kurduğu Breakthrough Energy adlı yatırım fonu aracılığıyla temiz ve düşük karbonlu enerji çözümlerine yatırım yapıyor; bu portföyün içinde nükleer füzyon teknolojisi geliştiren girişimler de yer alıyor.
HIZLI DÖNÜŞÜM
Nükleer füzyon araştırmaları yüzyılı aşkındır sürse de son yıllarda alanda dikkat çekici bir ivme yaşanıyor. Sektörün giderek özelleşmesi ve çok sayıda girişimin ortaya çıkması, rekabeti ve yatırımları artırdı. Daha önce yalnızca büyük devletlerin finanse edebildiği dev projelerin yanında, artık daha küçük ve çevik özel şirketler de sahneye çıkıyor.
Dünyanın en büyük füzyon deneyi olarak bilinen ITER projesi yıllarca gecikme ve milyarlarca euroluk bütçe aşımı yaşadı. Buna karşılık, yeni nesil girişimler daha kompakt ve yerel ölçekli reaktör tasarımları üzerinde çalışıyor.
Özellikle plazmayı kontrol etmek için kullanılan ultra güçlü mıknatıs teknolojisindeki ilerlemeler, daha küçük reaktörlerin geliştirilmesini mümkün kıldı. Bu durum, merkezi olmayan ve kırsal bölgelerde yoğunlaşan veri merkezlerinin yerel enerji ihtiyaçlarını karşılayabilecek çözümler sunabilir.
ENERJİ KRİZİ SİYASİ BOYUT KAZANIYOR
Yapay zeka ve veri merkezlerinin hızla yayılması, birçok ülkede elektrik şebekelerini zorlamaya başladı. Veri merkezi yatırımlarının yoğunlaştığı bazı bölgelerde altyapı maliyetleri artarken, kesinti riskleri de büyüyor. Uzmanlara göre mesele artık yalnızca mühendislik değil; siyasi, ekonomik ve hatta askeri bir boyut kazanmış durumda.
Enerji arzındaki tek bir kesinti, yapay zeka hizmetlerinden sanayi bölgelerine ve savunma sistemlerine kadar geniş bir alanı etkileyebiliyor. Bu nedenle Silikon Vadisi devleri yeni enerji kaynaklarına yatırım yaparken, hükümetler de iletim hatları ve altyapı projeleriyle bu dönüşüme ayak uydurmaya çalışıyor.
