ABD ve İsrail’in İran’a saldırısını uzmanlar Milliyet’e değerlendirdi: Rejimi yıkmak ‘şu aşamada’ hayal

Asena Yatağan - Hande Atılgan / ANKARA - ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve Tahran’ın misilleme adımları, bölgedeki gerilimi yeniden yükseltti. Uzmanlar, İran’daki rejimi değiştirme hedefiyle yürütülen operasyonların beklenen değişikliği sağlayıp sağlayamayacağını, misillemelerin bölgesel istikrar üzerindeki etkilerini ve operasyonların zamanlamasının stratejik sonuçlarını Milliyet’e değerlendirdi.
‘Hava operasyonuyla rejim değişikliği tarihte gerçekleşmedi’
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Uzmanı Oral Toğa: Hava operasyonuyla tek başına rejim değişikliği tarihte hiç gerçekleşmedi. ABD bunu Irak’ta ancak kara işgaliyle başarabildi, Libya’da hava gücüyle Kaddafi’yi zayıflattı ama arkasından gelen kaos hâlâ sürüyor. İran’da ise 88 milyon nüfus, dağlık ve geniş bir coğrafya ve Devrim Muhafızları gibi rejime organik olarak bağlı bir güvenlik yapısı var. Trump ve Netanyahu’nun ‘İran halkı kaderini kendi eline alsın’ çağrısı, vuruşların iç isyanı tetiklemesi umuduna dayanıyor. Bunun olma şansını düşük görüyorum. Çünkü hem savaş sırasında gelişecek her hareket çok sert bastırılır hem de İranlılar hükümeti onaylasın ya da onaylamasın ülkelerine bağlıdır. Keza rejimler baskı altında çökebileceği gibi, dış saldırı karşısında milliyetçi refleksle konsolide de olabilir. İran bugün Katar, Kuveyt, BAE, Bahreyn ve Ürdün’deki ABD üslerini vurdu, savaş çoktan İran sınırlarını aştı. Irak milisleri, Husiler ve potansiyel olarak Hizbullah devreye girerse bu bölgesel bir çatışmaya dönüşür. Hürmüz elbette birçok açıdan kritik. Yayılma olasılığı yüksek değil, fiilen başlamış durumda.
‘Hedef zaman içinde dönüşüm’
Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç: ABD-İsrail ittifakı İran rejimini değiştirmek istiyor ancak rejimin yapısı, dini liderliğin gücü ve yüzde 40’lık muhafazakar destek nedeniyle bu oldukça zor. Rejim değişikliği zaman alacak bir süreç. Bir de madalyonun diğer yüzü var, hazirandaki 12 günlük savaş sonrası halk desteği azaldı. Başlayan saldırılarda bile sevinç gösterisi yapan İranlılar var. Hedef, birdenbire değil, ambargolar ve baskılarla zaman içinde dönüşüm sağlamak. ABD ve İsrail’in kararlılığı halkın bakış açısını etkiliyor. Bu gerilimde olmasa bile bir sonraki gerilimde rejim ciddi tehdit altında kalabilir. Rejim değişirse İran uluslararası sistemle entegrasyon sağlayacak ve bölgeye istikrar ve barış getirecektir. Türkiye’nin NATO ve bölgesel güvenlik rolü görece daha sakin bir ortamda etkilenebilir.
‘Tüm bölge olumsuz etkilenir’
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural: Rejimi doğrudan değiştirmek şu anda mümkün görünmüyor. Dış müdahaleler, İran’a yönelik istihbarat operasyonları ve içerideki işbirlikçiler aracılığıyla sosyolojik değişiklikler gerçekleşebilir, fakat savaşın ilk saatlerinden itibaren İran yönetimi saldıran güçlere karşılık veriyor. Bu nedenle öncelik, sıcak savaşın gidişatını izlemek olmalı. Rejim değişikliği kısa vadede olası görünmüyor. İran, Körfez devletleri, İsrail ve Amerikan üslerine misilleme yaptı. Bu durum, çatışmanın bölgeye yayılma riskini artırıyor. ABD sınırlı çatışma planlasa da İran’ın egemenliğine yönelik her saldırı bölgesel karşılık bulabilir ve açık savaşa dönüşebilir. Türkiye diplomatik çaba göstererek çatışmanın önlenmesine çalışıyor, ancak savaşın boyutu ve aktörlerin genişliği nedeniyle çözüm kolay görünmüyor.Bölgede halihazırda artmış olan silahlanma daha da artarak, oluşabilecek güç boşluğunda terör örgütlerine verimli ortam oluşabilir. İran’da oluşabilecek bu istikrarsızlık ve daha genel anlamda bölgeye etki eden savaş Ankara’nın hep uyardığı bir gerçeklik. Bundan tüm bölge olumsuz etkilenir.
Gündüz saldırıları Trump’a propaganda imkanı verdi
Asker kökenli uzmanlar ise, Körfezdeki tablonun askeri boyutuna ve alışılmışın aksine operasyonların gece yerine gündüz başlatılmasına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptılar.
Körfez etki alanında
Emekli Tümgeneral Mehmet Okkan: (Harekatın sabah başlaması ne demek?) ABD zaten ablukayı yapmıştı, hedefler belliydi. İran’ın da Çin ve Rusya’yla beraber çalıştığını değerlendiriyorum. Bir baskın etkisi kalmamıştı. Gece harekat baskın için yapılır, yoksa her zaman daha risklidir çünkü kontrol daha zordur. (ABD’nin hava kuvvetinin menzili ne kadar güçlü?) Amerika, 80 küsur havadan yakıt ikmal uçağı getirdi ve havada bir ikmal istasyonları serisi oluşturdu. Menzil sorunu olmayacağını değerlendiriyorum. İran’ın zaten hava taarruzunu diğer ülkelere yönlendirme kabiliyeti yok; uçakları eski nesil olduğu için füzelerle ve İHA’ların sürü taarruzu şeklinde karşılık verecektir. (İran’ın ateş gücü) Bütün Körfez hedef içerisinde şu anda. İran’ın yaklaşık 20 kilometre menzile kadar gücü yeter fakat Avrupa’da bir üstü vuracağını ya da NATO’yu harekete geçirecek bir saldırı yapacağını değerlendirmiyorum.
Emekli Albay Mithat Işık: İran bütün ABD üslerini hedef alacağını söylemişti ve buna başladı. Bu tehlikeli yaklaşım, İran’ı bölgede daha fazla yalnızlığa itecektir. İran devrimden sonraki en kritik anlarından birini yaşıyor. Halkın sivil itaatsizlikleri artar ve bir liderlik etrafında toplanabilirse İran daha zor bir durumda kalabilir. (Savaşın gündüz saatlerinde başlaması) Savaşların başlama saatleri artık belli değil. Ülkeler kara güçlerini kullanmadan füze ve hava güçlerini kullandığı için normal. Ayrıca bu durum Trump’a propanganda yapma imkanı sağladı. Devrim muhafızlarına ve halka yönelik yaptığı açıklamalarla, mevcut yönetime karşı daha organize bir başkaldırıyı yönlendirmeye çalıştı. ABD İsrail’le birlikte hem denizde hem havada çok üstün. Arada uçurum var. İran mevcut füzelerle özellikle İsrail’e zaiyat verdirmeye çalışacaktır. Hizbullah ve İran rejimine yakın milis güçlerin mevcut imkanlarıyla etkili olacaklarını düşünmüyorum.
