250 milyar dolarlık Hürmüz düğümü

İSMAİL ŞAHİN - Orta Doğu’da yüksek tansiyonun topyekün bir savaşa dönüşmesiyle küresel ekonomi birbirinden riskli senaryolarla karşı karşıya. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere rejimin en üst düzey isimlerinin hayatını kaybetmesi, Tahran’ın da sert karşılık vermesine neden oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ABD ve İsrail’in askeri müdahalede bulunduğu İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini yasakladığına dair telsiz yayınları yapıldığını belirterek bölgede Türk bayraklı gemiler için en yüksek alarm durumuna geçildiğini bildirdi.
İran devlet televizyonu ise uyarıları dikkate almayarak Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan bir petrol tankerinin hedef alındığını duyurdu ve geminin alevler içinde batmaya başladığı anların görüntülerini yayınladı. Bu gelişmenin hemen ardından dünyanın en büyük konteyner taşımacılık şirketlerinden Almanya merkezli Hapag-Lloyd, tüm geçişlerini bir sonraki duyuruya kadar askıya aldığını açıkladı. Açık denizde rotalarını değiştiren gemiler ve askıya alınan sevkiyatlar, küresel ticareti de derinden etkilemeye başladı.
Savaşın sıfır noktası
Çok stratejik bir su yolu olarak kabul edilen Hürmüz adeta savaşın ‘sıfır noktası’ olarak tanımlanıyor. Tahran’ın elindeki en güçlü baskı aracı olan bu koridordan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu devasa hacmin büyük bölümü Çin başta olmak üzere Asya piyasalarına yönelirken, dünyada deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık 3’te 1’i bu dar geçit üzerinden küresel pazarlara ulaştırılıyor. Rota, aynı zamanda küresel doğal gaz ticaretinin de yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor.
Dünyayı nasıl etkileyebilir
Hürmüz Boğazı’nda bir kördüğüm oluşması ABD’de benzin fiyatlarını litre başına yaklaşık 0.26 dolar artırarak Kasım 2026’daki Kongre ara seçimleri öncesinde seçmen nezdinde ciddi siyasi riskler yaratma potansiyeli taşıyor. Avrupa tarafında ise enerji yoğun sanayi üretimine dayalı yapıları nedeniyle özellikle Almanya ve İtalya gibi devler resesyon riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Küresel ölçekte nakliye maliyetlerinden sigorta primlerine, gübre ve tarım maliyetleri üzerinden gıda fiyatlarına kadar zincirleme bir artış dalgası da tetiklenebilir. Gelişmekte olan ülkelerde ise kur krizlerini tetikleyebilecek olan bu süreç, yatırımcıların borsalardan kaçarak altın gibi güvenli limanlara yönelmesine neden olabilir.
İŞTE GÜNDEMDEKİ 3 SENARYO
1- Kısa süreli kapanma: Boğazın 17 güne kadar kapalı kalması durumunda stratejik rezervlerin devreye girmesiyle etkinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu senaryoda Brent petrol fiyatlarının 80 dolardan 100 dolar seviyesine çıkmasıyla günlük 300 milyon dolar ek maliyet oluşması bekleniyor. Bu durumun Türkiye ekonomisine yansıması ise kurun sabit kalması halinde enflasyonda 1.2 puanlık bir artış şeklinde tahmin ediliyor. Kurda yüzde 5’lik bir hareketlenme yaşanırsa da bu etkinin 2 puana çıkabileceği hesaplanıyor.
2 - Bir aylık kapanma: Sürecin bir aya uzaması halinde küresel ölçekte resesyon riski baş gösterirken merkez bankalarının faiz indirim planlarını durdurması ihtimal dahilinde. Böyle bir senaryoda petrol fiyatlarının 130 dolara kadar tırmanabileceği ve küresel ekonomiye aylık 24 milyar dolar ek yük binebileceği tahmin ediliyor. Türkiye’de ise kurun yüzde 10 artması durumunda enflasyonun 5 puan civarında bir ek baskıyla karşılaşacağı öngörülüyor.
3 - Uzun süreli kapanma: 3 ile 6 ay arasındaki bir kapanma dünya ekonomisi için en korkulan tabloya işaret ediyor. Böyle bir senaryoda Brent petrolün 150 dolar ve üzerine çıkmasıyla 6 aylık toplam maliyetin 250 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu senaryoda Türkiye’de enflasyonun kur artışıyla birlikte 15 puanlık bir ek yükle karşılaşması ihtimal dahilinde bulunuyor. Küresel büyümenin ise 2 puana kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
En yüksek alarm verildi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ABD ve İsrail’in askeri müdahalede bulunduğu İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini yasakladığına dair telsiz yayınları yapıldığını bildirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini yasakladığına dair telsiz yayınları yapıldığı bilgisi gelmiş olup, bölgede Türk bayraklı gemiler için ISPS Kod Güvenlik Seviyesi 3’tür. Bölgedeki seyir duyurularının takip edilmesi, gerekirse Ana Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (AAKKM) ile temas kurulması önem arz etmektedir” denildi. ISPS Kod Güvenlik Seviyesi 3 en yüksek alarm durumu anlamına geliyor.
‘Güçlü olmamız lazım’
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Komşumuz İran’ın bir sıcak çatışmanın içine sürüklendiği ve belki bütün bölgeyi kapsayabilecek riskleri barındıran bir süreçten geçiyoruz. Türkiye olarak bizim her açıdan çok daha güçlü olmamız lazım” dedi. Bayraktar, AK Parti Akyurt Teşkilatı’nın iftar programına katıldı. Elektrik faturalarının bir kısmının ve doğal gaz faturalarının yaklaşık yüzde 45’inin devlet tarafından karşılandığını anımsatan Bayraktar, yeni dönemde ihtiyaç sahibi vatandaşların daha çok desteklenmesini amaçladıklarını söyledi.
‘Küresel dengeyi alt üst eder’
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının küresel dengeyi alt üst edeceğini belirtterek sosyal medya hesabı üzerinden özetle şu değerlendirmede bulundu: “Bu savaş gerçekten Amerikan ulusal güvenliği için mi, yoksa İsrail için mi? ABD iç kamuoyu bölünmüşken uzun savaş sürdürülemez. ABD çok kıymetli mühimmatını harcıyor. Uzun menzilli önleme sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat sınırlı üretim kapasitesine sahip. Üstelik bu sistemlerde kullanılan nadir metaller Çin tedarik zincirine bağlı. Uzun menzilli operasyon, yakıt ikmali ve uzak üs demektir. Bahreyn’in kırılganlığı arttıkça Diego Garcia gibi uzak üsler devreye girer. Hamaney’in kaybı direnci asimetrik şekilde artıracaktır.Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeyi altüst eder. Bab el-Mandeb’de Husilerin devreye girmesi sigorta maliyetlerini patlatır. Özellikle Çin’den AB’ye yönelik konteyner taşımacılığı ve enerji sevkiyatı ağır darbe alır. Varil fiyatının 150 doların üzerine çıkması ABD ekonomisinin tolere edebileceği bir tablo değildir.” ● ANKARA Milliyet
