Latin Amerika'da kaosun yükselişi! Karteller adım adım böyle büyüdü

Şubat 26, 2026 - 07:00
 0
Latin Amerika'da kaosun yükselişi! Karteller adım adım böyle büyüdü

MİLLİYET.COM.TR - Meksika’da federal güvenlik güçlerinin, Jalisco eyaletine bağlı Tapalpa’da Jalisco Yeni Nesil Karteli’ne yönelik düzenlediği operasyonda örgüt lideri El Mencho’nun öldürüldüğü bildirildi. Operasyonun ardından kartelin muhtemel misillemesi olarak Jalisco başta olmak üzere birçok eyalette yol kapatma, araç ve iş yeri kundaklama gibi şiddet olayları yaşandı ve eyalette “kırmızı alarm” ilan edilerek toplu taşıma durduruldu. Çatışma ve sonrasındaki olaylarda 25’i güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 70'den fazla kişi hayatını kaybetti.

Latin Amerika’daki kartel şiddeti, zayıf devlet yapıları ve küresel uyuşturucu talebinin ürünü olup bugün Meksika’da Jalisco Yeni Nesil Karteli ile Sinaloa Karteli arasındaki güç mücadelesiyle en sert aşamasına ulaştığını söyleyen Dr. Canan Tercan’a göre; El Mencho’nun öldürülmesi çatışmaları arttırdı ve karteller uyuşturucunun ötesinde limanlar, sınırlar ile yerel yönetimler üzerinde kontrol kurmaya çalışan küresel aktörlere dönüştü.

El Mencho öldürüldü, Meksikalı gazeteci Milliyet'e değerlendirdi! 'Her an öldürülebilirsiniz'

KARTELLERİN YÜKSELİŞİ

İstanbul Aydın Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi ve Siyaset Akademisi Direktörü Dr. Canan Tercan son gelişmeleri Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi;

Latin Amerika, güvenlik açısından devlet dışı silahlı aktörlerin de belirleyici olduğu bir coğrafya. Bugün Meksika'da tırmanan kartel şiddeti, tarihsel sürecin en güncel durumudur. Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri "El Mencho" lakaplı, Cervantes'in ABD destekli Meksika güvenlik güçleri tarafından öldürülmesi ülkede çatışmaları alevlendirmiş, Sinaloa Karteli ile CJNG arasındaki rekabet, uyuşturucu ticaretinin ötesine geçirmiştir. Bu mücadele; limanlar, sınır geçişleri, göçmen kaçakçılığı ve yerel yönetimler üzerinde kontrol kurmayı hedefleyen topyekûn bir güç savaşına dönüşmüştür. Eski bir polis olan "El Mencho" tarafından kurulan CJNG'nin paramiliter agresif yayılmacılığı, Sinaloa'nın daha eski ve ağ temelli yapısıyla çatışırken binlerce kişi yaşamını yitirmiş, günlük hayat sekteye uğramış ve Meksika fiilen bölgesel güç alanlarına ayrılmış büyük bir güvenlik krizine sürüklenmiştir.

Latin Amerika'daki kartellerin ortaya çıkışı; zayıf devlet yapıları, küresel uyuşturucu talebi ve Soğuk Savaş döneminin yarattığı güvenlik boşluklarının birleşimiyle şekillendi. 1970'ler ve 1980'lerde özellikle Kolombiya merkezli kokain ticareti hızla büyürken, Medellín Karteli ve Cali Karteli gibi yapılar bu pazarın ana aktörleri haline geldi. Aynı dönemde ABD'de artan uyuşturucu talebi, bu örgütlerin milyarlarca dolarlık finansal güce ulaştırdı.

Meksika'da El Mencho öldürüldü, kartel savaşı başladı! Silah sesleri futbol maçını yarıda kesti

ADIM ADIM BÖYLE BÜYÜDÜLER

1990'lardan itibaren Kolombiya'daki büyük kartellerin zayıflatılmasıyla üretim ve kaçakçılık Orta Amerika'ya ve özellikle Meksika'ya kaydı. Bu süreçte Sinaloa Karteli gibi yapılar küresel dağıtım ağlarını kontrol ederken, 2009 yılında kurulan CJNG gibi yeni nesil karteller çok daha militarize ve agresif bir model benimsedi. Gücünü silah ve mühimmat ticaretinden alan bu örgütler yalnızca uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla kalmayıp; liman yönetimi, silah kaçakçılığı, insan ticareti, akaryakıt ticareti, küresel finans ağları üzerinden kara para aklama, maden ve enerji ticareti gibi alanlara da hakim oldular.

Bazı yerel yönetimleri de kontrolü altına alan karteller, devletin boş bıraktığı alanları doldurup bazı devlet çalışanlarıyla da iş birliği yaparak paralel bir sistem kurup genişlediler. CJNG, Latin Amerika'da üretim ağlarına; ABD'de dağıtım kanallarına; Asya'dan ise fentanil üretimi için kimyasal tedarik zincirlerine sahip oldu ve stratejik limanları aktif olarak kullandı. Faaliyet gösterdiği ülkelerdeki yerel suç örgütlerine "şubelik" vererek alt birimler kuran bu yapı, yalnızca bölgesel değil, küresel bir suç-ekonomi aktörü olarak da karşımıza çıktı.

Meksika'da Sinaloa Karteli ve CJNG gibi ülke çapında faaliyet gösteren birkaç büyük kartelin yanı sıra çok sayıda bölgesel suç örgütü bulunmaktadır. ABD Dışişleri Bakanlığı, CJNG'yi Şubat 2025'te "yabancı terör örgütü" olarak sınıflandırmış ve dünyanın en tehlikeli beş suç örgütünden biri olarak tanımlamıştır . Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, CJNG'nin 35.000 civarı üyesi bulunmakta olup, zırhlı araçlar, yüksek kalibreli silahlar ve insansız hava araçlarından oluşan askeri düzeyde teçhizata sahiptir. 30 milyar dolar civarı bütçesi olduğu tahmin edilmektedir.

El Mencho'nun ölümünün ardından kabusu yaşıyorlar! Meksikalı vatandaş son durumu Milliyet.com.tr'ye anlattı: 'Yılanın başını kesmek gibi'

ABD'NİN BÖLGEYE YÖNELİK POLİTİKALARI

ABD'nin Latin Amerika'yı "arka bahçesi" ve münhasır nüfuz alanı ilan etmiş 20. yüzyıl boyunca, çeşitli meşru söylemler üreterek (güvenlik iş birliği ya da uyuşturucu ile mücadele) müdahale etmiştir.

Kolombiya örneği bu politikaların tipik bir yansımasıdır. 1990'larda artan şiddet olaylarına karşı Amerika, FARC ve diğer gerilla gruplarıyla mücadele amacıyla 2000 yılında Plan Colombia'yı başlattı. Bu program; yargı, ticaret, ekonomi, kalkınma, altyapı ve savunma sanayi gibi alanlarda ABD'nin eğitim ve yönlendirmesini içerdi. Askeri eğitim ve istihbarat desteğinin yanında, serbest piyasa reformları, yabancı yatırımın önünün açılması, özellikle enerji ve madencilik sektörlerinde uluslararası şirketlerin etkinliğinin artırılması da programda yer aldı.

Ayrıca 2012’de yürürlüğe giren ABD-Kolombiya Serbest Ticaret Anlaşması ABD’yi Kolombiya’nın en büyük ticaret ortaklarından biri haline getirdi. Kömür ve petrol ihracatı ABD pazarına yönelirken, ABD şirketleri de enerji, altyapı ve madencilik projelerinde daha güçlü konuma geldi. Ayrıca Kolombiya’daki etkin rolü ile Amerika sol akımın etkili olduğu yarım kürede daha aktif hale geldi.

Plan Colombia'nın sonuçları tartışmalıdır. FARC gerilla grubu uzun yıllar içerisinde zayıfladı ve 2016'da bir barış anlaşması imzaladı. Ancak Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) verileri, bu süreçte kokain üretiminin ortadan kalkmadığını; aksine Peru ve Bolivya gibi ülkelere kayarak bir "balon etkisi" yarattığını göstermektedir. Sorun çözülmekten çok coğrafya değiştirmiş, FARC militanlarının bir kısmı yeni örgütler kurarak veya mevcut kartellere katılarak uyuşturucu pazarında aktif hale gelmiştir ve Kolombiya bugün hala çok önemli bir uyuşturucu merkezidir.

'Altın Üçgen'de 50 yıllık hesaplaşma! El-Mecho gitti, ABD'nin tercihi neyi değiştirdi?

NEO-KOLONYAL STRATEJİ VE GÜNCEL YANSIMALARI

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Venezuela operasyonundan kısa süre sonra "Burası Batı Yarımküre. Bizim yaşadığımız yer. Bu nedenle Batı Yarımküre'nin; ABD'nin düşmanları, rakipleri ve hasımları için bir faaliyet üssü haline gelmesine izin vermeyeceğiz" açıklaması, geleneksel Latin Amerika arka bahçe politikasının ifadesidir.

Meşhur bir ifade var; "Neo-kolonyal strateji", bu sömürgeci devletin eski kolonisini ekonomi, güvenlik ve siyaset üzerinden dolaylı biçimde kontrol etmesini ifade eder. Bu modelde ülkeler bağımsız görünür ancak karar alma süreçleri etki altındadır. ABD'nin Latin Amerika'yı "arka bahçe" olarak konumlandıran yaklaşımı, 20. yüzyılda neo-kolonyal bir güvenlik mimarisine evrilmiş; "uyuşturucu ile mücadeleye destek" veya "güvenlik iş birliği" gibi söylemlerle bölgede varlık göstermiştir.

Günümüzde ABD'nin Meksika'ya yönelik askeri müdahale önerileri, "Kolombiya modeli"nin güncellenmiş versiyonu olarak değerlendirilmektedir. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un bu öneriyi egemenlik meselesi olarak görüp reddetmesi bu sebeptendir.

AMERİKA, MEKSİKA SÜRECİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

Amerika, Latin Amerika ve gerillalar konusunda çok deneyimli ve kartel liderinin öldürülmesinin kaos çıkartacağını iyi biliyor ve buna rağmen operasyona destek oldu. Önceki icraatları düşünüldüğünde, El Mencho’nun öldürülmesine yardım etmesi, Amerika’nın, kontrollü bir kaos üretmiş olabileceği ve ardından güvenlik açığı söylemi ile meşru olarak Meksika’ya asker göndereceği fikrini akıllara getiriyor. Halk, devlet ve farklı gerilla gruplarının karşı karşıya getirilmesi çatışmanın artması sağlar ve Meksika otoritesini ciddi şekilde zorlar. Bu durumda, devlet mecburen mücadele için dış yardım almak zorunda kalır ve Amerika tıpkı Kolombiya’da yaptığı gibi destek için devreye girer. Sonrası malum, şuan Venezuela ya da 2000 sonrası Kolombiya’da olduğu, Meksika’da da gibi Amerika odaklı politikaların yürürlüğe girmesi beklenir.

Meksika Savunma Bakanı Ricardo Trevilla Trejo, uyuşturucu kartelleriyle mücadelede el konulan silahların yüzde 80 kadarının ABD menşeli olduğu belirtmesi de, bu düşünceyi destekliyor. Zira bu durum, ABD'nin kartellerle mücadeledeki samimiyetine dair soru işaretleri yaratmaktadır.

ABD'de her yıl ortalama 100.000 kişi uyuşturucu kaynaklı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Bu Amerika için büyük bir sorundur. Ancak yurtdışındaki bir liderin etkisiz hale getirilmesi örgütün tamamen çökmesi anlamına gelmemektedir. Amerika’nın liman kontrollerinin yapılması, ülke içi uyuşturucu ağlarının çökertilmesi öncelikli olmalıdır. Arz talep söz konusu olduğunda farklı ülkelerden temin mümkündür. Dolayısı ile Meksika operasyonu da Venezuela operasyonu gibi uyuşturucudan ziyade egemenlik ve ekonomi odaklı görüntüsü vermektedir.

ABD'nin yaklaşık 39 trilyon dolar dış borcu bulunmaktadır. Latin Amerika ülkeleri ise yüklü uyuşturucu ticaretinin yanı sıra zengin maden, petrol, nadir element ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir. ABD için bu ülkeler üzerinde söz sahibi olmak, hem jeopolitik avantaj, hem Çin'e karşı stratejik üstünlük, hem de büyük ekonomik gelir kaynaklarını kontrol etmek anlamına gelmektedir. Bu ise Amerika’yı yeniden ekonomik ve stratejik olarak çok güçlü ve başkanını da kahraman yapar. Özet ile MAGA ideolojisi bu bölgede tamamlanmış olur.